Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), 30 Mart’ta Wan’da izinsiz eğitim faaliyeti yürüttüğü gerekçesiyle Kürtçe eğitim veren ARSÎSA Dil Kültür ve Sanat Araştırmaları Derneği’ne 400 bin TL para cezası uyguladı. Bu durum, tepkilere yol açarken, Mezopotamya Dil ve Kültür Araştırma Derneği (MED-DER) Eşbaşkanı Remzi Azizoğlu, cezaya ve dil politikalarına dair önemli değerlendirmelerde bulundu.
Devletin dil konusundaki tutumunun değişmediğini vurgulayan Azizoğlu, geçmişte bazı adımlar atılmış olmasına rağmen bunun dil politikalarına yansıdığını belirtmedi. Azizoğlu, “Silahlı çatışmaların sona ermesi ve demokratik bir sürecin başlaması için çeşitli çabalar gösterildi. Parlamentoda komisyonlar oluşturuldu, çalışmalar yapıldı. Ancak dil konusundaki tutum hala aynı. Eğer dil resmi ve eğitim dili olarak kabul edilmezse, yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalır” dedi.
Kürtçe dil kurumlarının sistematik bir baskıya maruz kaldığını ifade eden Azizoğlu, “İzmir, Tekirdağ ve Erdîş gibi yerlerde kurumlarımıza ceza kesildi ve denetimler gerçekleştirildi. Bu cezalar, artık kurumların sürdürülebilirliğini tehdit eder hale geldi” şeklinde konuştu. Devletin Kürtçeye karşı tahammülünün olmadığını da vurguladı.
Dil korunmasının ancak resmi statü ve eğitimle mümkün olabileceğine dikkat çeken Azizoğlu, “Eğitim ve resmi statü olursa, egemen dil, ezilen dili zamanla yok etme gücüne sahip olmaz. Dünyada bunun birçok örneği var; resmi olmayan diller zamanla kaybolmuştur” dedi.
Devletin “Kürtçeyi evinizde konuşun” yaklaşımını eleştiren Azizoğlu, bu tutumun yetersiz olduğunu ifade etti. Kürtçenin zengin bir dil olduğunu ve bugüne kadar varlığını koruduğunu belirten Azizoğlu, “Bir asırdan fazladır asimilasyon politikaları uygulanıyor, fakat dil direniyor. Artık bu duruma karşı bir dil devrimi başlatılmalı” diye ekledi.
Son olarak, topluma bir çağrıda bulunan Azizoğlu, dilin korunmasının toplumsal sahiplenmeyle mümkün olduğunu belirterek, “Kürtçe konuşalım, Kürtçe kitaplarımızı okuyalım, çocuklarımıza Kürtçe öğretelim. Dil bizim kimliğimizdir. Kendi dilinle üretmezsen, özgün bir kimlik oluşturamazsın. Kendi dilinle, kültürünle ve folklorunla üretirsen ancak onurlu bir yer edinebilirsin” ifadelerini kullandı.