Sağlık Müdürlüğü’nden beklenen açıklama gelmeyince, belgeli iddialar ortada dururken sessizlik devam ediyor. Milyonlarca kamu zararı ve yolsuzluk iddiaları karşısında hiçbir adım atılmıyor. Bu durum, sadece bir idari sorun değil, kurumsal bir yetersizliktir. Ankara’dan gelen sinyallere rağmen İzmir’deki sağlık yönetimi sessiz kalmayı tercih ediyor. Belge ve iddialara karşı hiçbir adım atılmamış olması, kamu vicdanını görmezden gelmektir. Merkezin sıfır tolerans politikası, İzmir’deki yöneticiler tarafından ciddiye alınmıyor gibi görünüyor. Bu durum sadece gazeteciliği değil, devleti, hukuku ve kamu vicdanını da etkiliyor. Sağlıkta ikinci perde, sorumluların kim olduğuyla ilgili soruları da beraberinde getiriyor. Artık dosyalar masada ve hesap sorulmadan referans noktası olmadan kapanmayacak.